Yalnızlık… Şubat 12, 2007
Posted by bilallica in kişi., olay., sosyolojik..add a comment
Döngü…Dön dolaş yine buluyor seni.Denedim sosyalleşmek istedim;oldu da.Oldu ama yetmiyor demekki.Yalnızlık deyince kötü bişi mi geliyor aklıma?Elbette hayır.Aslında dikkat edersek hepimiz yalnızız.Yani kendimizle başbaşayız sadece.Diğer insanlar,eşler,dostlar hepsi birer oyuncu etrafımızda.Faydalı da olsa…,
Sıkıldığımız vakit,bunaldığımız zaman hep yalnız kalmak isteriz.Kendimizle başbaşa kalmak, ruhumuzu dinlemek; ona kulak vermek.Aslında kendimizi bulmak.Belki de ermek! Bana kalsa yalnızlık insanı olgunlşatıran büyük bir faktör.Hayat denilen oyunda başrolü üstlenmek için bir eğitim gibi…Düşünceler, duygular yalnız kalınca körelmez asla.Tersine artar; bastırılır sadece.
Neresini anlatsam diye düşünüyorum.Ama anlatmak değil amacım; yalnızlığın tadını bilmek gerek.Hayattan bunaldığınızda kendinize kulak verin ve bırakın diğerlerini.Dinleyin ne demek istediğinizi… Yaşam hep iyi insanlarla geçecek diye birşey yok,kötü insanlar size zarar verdiğinde yalnız kalmayı tercih etmek en doğrusu olacaktır…Denedim ve daha huzurluyum…Mutluluk için….
param var mutluyum(!) Şubat 8, 2007
Posted by bilallica in durum., felsefi., kişi., olay., psikolojik., sosyolojik..3 comments
ne kadar hoş değilmi…PARA!istediğini al, iç, sıç, gez, toz,.istediğin herşeyi al.Mutlu ol(!)Ya sabah olunca?Yine aynılarını yap.Ya diğer sabah?ya 10 sabah sonrası yada 100 daha fazlası….İmkanım var benim, herşeyi yaparım ben.Yaparım elbet te,param var benim.Diğer insanlar kimin umrunda.Çünkü rahat büyüdüm.Hiç sordummu kendime ben ne kadar mutluyum?Mutluluğu tattımmı?Tadı nasıl.Para verebiliyor mu bunu?Olaya böyle yaklaşmak klasik gibi ama döngü bu.Zenginlik neden yetmez.Herkes cevabını biliyor.Tüm varlıklı(!) olan insanlar.Yaptıkları kaçmak,gerçekten korkmak.Acı sonu kabullenmek yerine para ile onu sıvamak.
Ne demek para ile acı sonu sıvamak!Mutluluğun formülünü aramak bi nevi.Para ile herşeyi satınalabilme psikolojisinin getirisi.varlıklı(!) ailelerde büyüyen gençleri görüyoruz.Hepsinin ruh sağlığı bozuk normalde.Patlamaları kötü oluyor.Tencere misali,buhar basıncı!Paran alır conversi,alır pantolonu, alır yemeği,alır kitabı.conversi giymedikten,yemeği yemedikten,kitabı okuyup aklı kullanmadıktan sonra ne ömnemi var…Demekki olay para da bitmiyor.Aptal olan hep aptaldır.Aklını kullabilen en zenginden daha zenginidr çünkü maddiyata yöneleceğine manevi boyuta yönelir.Varın gerisine siz karar verin…
denyoluk üzerine bir derleme. Şubat 8, 2007
Posted by zimbabweli in durum., olay., psikolojik..add a comment

bana yazı yolu göründü gene, etrafımda tanıdığım denyoların sayılarının tanınmayanlara oranla fazlalaşması ve artık bu durumdan zarar görmem nedeniyle yazıyorum bu yazıyı ki okuyan az adam olacak biliyorum yine de içimdekiler dökesim geldi bir an.
denyoluk mesela şu şekilde örneklendirilebilir, siz sürünüyorsunuzdur, diptesinizdir, intihara ramak kalmıştır ve denyo tabir edilen insan modeli sizin rol yaptığınız düşünüp “ahahaha salağa bah, salak bu salak nasıl da anladım” şeklinde tepkiler verir ve kolunuzdan tuttuğu gibi balkondan atar. yine aynı tip insan modeli hayatında görmediği şeylere öğrenmek için bakmaz, küçümsemek için bakar. kendi durumundan habersiz hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarken, aslında öldüğünü anladığı günü beklemeye koyulur ve vücut dediği o iğrenç kabuğun arkasına gizlenir. çünkü beynini kullanma, duyumsama, anlayış gösterme gibi yetiler onun kortekslerinden bir lazer değmişçesine silinmiş, arkasında hırs, birincillik, toplu sex gibin ihtiyaçlar bırakmıştır. tekrar yine aynı tip insan modeline baktığımızda temelinde kendisindeki eksiklikleri başkalarında görür ve üzerlerine yüklenir. çoğu zaman suç onlarda değildir, onların beynine bir zamkla yapıştırılmış ayrıştırılamaz düşüncelerindedir. duygusuzluk, dünyanın bu pis kokusunu saldığı sürece o tür insanlarla beraber olacaktır ve yarın ne olacağını zaten sallamaz duruma gelmişken durum o kadar vahimleşecektir ki bu insanlar bir kaç dakika sonra ne olacağının farkına bile varmayacaklardır.
bu tür insanlar sizi ezdiği daha doğrusu kendi çaplarında ezmeye çalıştığı vakit sanki o ego onları varetmiş gibi egoları tatmin olacaktır. aslında farkında olmadıkları durum da tam olarak budur. onların -eğer insandan bahsediyorsak- varolmalarının sebebi egoları değil, düşünme yetileridir. çoğu bunun ne demek olduğunu bile bilmez, ortaya sallar durur.
denyoluk başkasının düşüncelerini evirip çevirip kendince bir kalıba girdiğini düşünüp, onun için savaşmaktır. denyoluk ekonomi, siyaset, kız arkadaş, erkek arkadaş, görünüm vesaireyi önemsemektir. denyoluk aynada kendine baktıktan sonra aslında kendinin o aynada kaldığını unutmaktır. denyoluk cesaret istemeyen bir iştir ve bu dünyada doğan, yettiğinden çok daha fazla para kazanmak için çabalayan her birey potansiyel bir denyodur.
denyoluk nerede ne yapacağını bilememek, olmadık yerde olmadık işler yapmak, özgürlüğü orada burada bağırıp çağırmak ya da insanları dövebilmek zannetmektir. denyoluk güncelliği takip etmek, sorunun cevabını başka yerde aramaktır. denyoluk bir kalıba girme çabasıdır ki sanırım en ciddisi bu durumdur.
kendimden örnek vereyim; pentagram konserinde önümde konser boyunca öpüşen çift denyoluğun alasını yaptılar ki onlara buradan selam etmek isterim. buradan da anlayabileceğimiz gibi denyoluk cinsel ihtiyacı satın alınabilen bir mal gibi görmektir.
denyoluk klasik müzik dinleyen, kafasına göre resim çizen, yazılar yazan insanı aşağılamayı gerektirir ki bir denyonun önyargıları bağlamında aile kurumundan ve bağlı olduğu sosyal çevre yüzünden “diğerleri”nden tiksinmeye meyilli koyun psikolojisi vardır. bu daha çok toplumsal bir önyargıdan gelse de “bizden değilse vurun” felsefesini benimsemektir. bu da denyoyu diğerlerine karşı daha bir üstün kılar, sebepsiz yere bir “onurlu insan” kavramını doğurur.
ne yazık ki denyo insan aslında istediği için denyo değildir, denyolar farkında olmadan böyle davranırlar ve onları bir şekilde dürtmek, “hacı bak böyle böyle” diyerekten bazı şeyleri anlatmak gerekir.
şemsiye gıy gıy’a bir de kendi açımdan baktım. Şubat 7, 2007
Posted by zimbabweli in durum., felsefi..add a comment

bilallica biraz açıklamış gerçi ama tam o zaman ve tam yanında bi çift göz daha vardı, o da tahmin edileceği üzere bendim.
blog açacağız dediği vakit, tam olarak ne tür bir içerikten bahsettiğini anlamamıştım açıkçası ama bloglara yazmanın zevkli olduğundan haberdardım. bu yüzden böyle bişiye girişildi. iyi mi oldu? bunu zaman gösterecek. ben ise sadece şu an için sosyal meselelere girmekten ziyade bir günlük havasında kullanmayı düşünüyorum. hayır! olay anlatmayacağım, fakat o gün aklıma takılan bir soru, hele eğer ki kendi kendime bile cevaplayamamışsam o zaman yazmayı, paylaşmayı uygun göreceğim. herneyse.
şemsiye gıy gıy aslında tam da o kışta, soğukta metronun önünde beklerken bir seyyar satıcının namesi değildir. şemsiye gıy gıy, bizim bu dünyada yaşarken nelerden daha doğrusu “neden” nefret ettiğimiz, sevdiğimiz ya da attığımız adımları neden attığımızın cevabı olarak ortaya çıkmıştır. şemsiye gıy gıy, iki insanın kendine sorduğu sorulardır, ve bu soruları -biraz da açıktan, ne de olsa big brother kültürü her tarafımızı sarmış durumda- andy warhol felsefesiyle tüketmek, popüler kültüre sunmak, cevap beklemektir. şemsiye gıy gıy cesaret isteyen bir iştir, özgürlükler doğrultusunda sorgulama yetisini kendisinde göremeyen sinmiş insanlara bir tepkidir. yaptıklarının aptalca olduğunu kendilerine ispatlama girişimidir.
şemsiye gıy gıy konsept dahilinde bir intihardır. durum cümlelerinden oluşur, aksi iddia edilemez.
sizi seviyoruz.
Nedir bu şemsiye gıy gıy? Şubat 6, 2007
Posted by bilallica in kategorisiz., olay..add a comment
Tam olarak bir anlam ifade etmiyor.Bir replik belki,yada ağıza takılmış saçma bir söz gibi…Aslında hiçbiri.Gayet derin bir anlam ifade ediyor sanki.Bir yerde güzel güzel sohbet ediyorsunuz.Bir insanın yağmur altında ıslana ıslana bir şeyler satmaya çalışırken;onu göre göre , gözlerine baka baka “timuçin hayatıım noloorr olll sıtar alalım,mek danılds’a gidelim,kıçımızda mango olsun” tarzı sohbet eden aptal insanlara mağruz kalıyorsunuz.Çoğu umursamamıştır bu durumu.Herkes böyle de denebilir…Farkında değil hiçbir şeyin.Yakında şemsiye satmaya gerek bile kalmayacak…O satıcı belki de bunu biliyor,belki de bu yüzden malları elinde kalmasın diye acele ediyor…Ya siz…Halen mango’nun,mek danıld’sın abzült tü markaydı aptal aptal magazin düşkünlüğüne devam edin…Beklemeye devam edin!



