jump to navigation

dur durak bilmez hissiyatlar. Haziran 15, 2007

Posted by zimbabweli in durum..
trackback

eğer aynaya bakacak kadar umursamaz, takatsiz, şerefsiz biri olsaydım böyle olmazdım eminim. bir kere baktım.

insan kendini gördüğü kadarıyla vardır, kısmen ve aslen. diğer türlüsü gördüğümüz objelerdir, kafamızın içindeki yaratımlarımız, işte bunlar kısmen var. biz kafamızın içindekileriz, her an oyun oynarız kendimize, daha önce tecrübe ettiğimiz şekilde yaşarız. mesela daha önce bir olaya tepki vermişizdir, eğer o olay ikinci defa başımıza gelirse yine aynı tepkiyi veririz. bir nevi deneyseliz. ama homosapien’ler (hoş, biz verdik bu ismi kendimize.) kesinlikle kategori edilemez. kategorileri baştan bellidir ve baştan bir teslimiyet içindedir. bu teslimiyet kafasının içindekileredir, ne yaparsa yapsın bunları aşamaz. kendi bedenine hapsolmuştur.

insan her an kaybetme korkusuysa yaşar, bu yüzden içindeki peygambersel yaradılışı kestiremez. kendini her daim aciz bir varlık olarak görür, ruhunu özgürleştiremez.

ne mevlana yapabilmiştir bunu, ne sokrat ne platon. çünkü onlar şahsına münasır değildir. etrafındaki müritlere hasiktir çekememişlerdir, acınası olan bu durumdur. onlar bir tanrı olarak putlaşmıştır kafalarda, kimse hissetmemiştir onları. sadece görmüştür, sadece konuşmuştur onlarla. kafalarını bir kere kaldırıp bakmamışlardır gökyüzü ne renk diye, ya da ben niye burdayım diye sorgulamamışlardır kafalarında. kafaları, gözleri öylesine lanet, öylesine şehvetli ve seksi bir cennet imajıyla perdelenmiştir ki, kimse -her kimse- doğduğu yerde ölmüştür, bir adım bile atamamıştır.

bizim modern insan dediğimiz kavramın, daha doğrusu modern insanların oluşturduğu komunitenin de bundan aşağı kalır yanı yoktur, modern insanların temeli daha ilk insanın yaradılışında (bana göre varoluş, neyse…) atılmıştır. bu temel o kadar sağlam oturmuştur ki, insanın kendi kendine bok atabilmesini olası kılmıştır. hatta kendine bok atmaktan ziyade, ruha da bok atmaktasıdır asıl konu ve beni bu ilgilendirmektedir..

size ne?.

ben ölüyorum evet, ya da kendi kendime çürüyorum. ama attığım her adım gibi bunu da bilinçli yapıyorum. gerçi biliyorum bilinç bir hastalıktan ibarettir, ama ben böyle mutluyum. siz kimsiniz ki, beni sorguluyorsunuz. siz sadece… ben sadece kafamda yarattığım dünyada yaşamaya çalışıyorum. dünya desem yanlış olur gerçi, çünkü dünyevi olan her şeyden tiksiniyorum. bana sarıldınız mı ki beni tanıyorsunuz, ya da kaç defa beni dinlediniz?.

bu hayatı çok güzel yaşamak eminim ki hepinizin hayalidir ve sizin hayaliniz ise benim de hayalimdir.

eyvallah…

ama bir kere benimle oturup aşkın şarabını içmediyseniz, yine eyvallah.

eyvallah, sizi seviyorum…

Yorumlar»

No comments yet — be the first.